Mestan, Zavallının Biridir


Bulgaristan’da totaliter komünist diktatörlüğe karşı ilk politik parti kurarak ilk baş kaldıran BÜYÜK ÇINAR Abni Veli hayata gözlerini yumdu. Yattığı yer nur olsun, derken hayatı ve davasıyla ilgili Bulgar basının çıkan yazıları Türkçeleştirerek dikkatinize sunuyoruz.

Cebel lisesinde bir Bulgarca öğretmeni olan ve bugünkü Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH) Genel Başkanı Lütfü Mestan’ın 11. “B” sınıfta sınıf hocası olan Avni Veli öğrencisiyle 45 yıldan beri görüşmedi. L. Mestan bugün Sofya parlamentosunun kürsüsünden dil olarak dürüst Bulgarca konuşuyorsa bunu Bulgar edebiyatı öğretmeni Avni Veliye borçludur. Her hafta sonu balığa ve ava gitmeye zaman bulan L. Mestan hocasını asla arayıp sormamıştır. Okuldan atıldığında ve Kırcaali ilinin hiçbir okuluna kaydını yaptıramadığında ona ancak Avni Veli kanat açmış olsa da, L. Mestan hocasını Stara Zagora hapishanesinde ziyaret etmemiş, hal hatır olmak için bir mektup bile yazmamış. Öğretmenliği yasaklanıp Dobriç ovasına tütün işine gittiğinde de arayıp sormamış. En tuhaf olanı da 2 yıl önce “Türkan Çeşme” kutlamalarıyla ilgili Mastanlı (Momçilgrad) Belediyesi tarafından Türkiye’den davet edilen eski tüfekler, ilk başkaldıranlar yani T. Jivkov’un baskı ve terör rejimine karşı mücadeleyi başlatanlar, illegal lider kahramanlar, gerçek militanlar, mücahitler, “Belene” ölüm kampından geçen, Kuzey Batı Bulgaristan köylerine sürgün edilen, Stara Zagora, Pazarcık, Sofya, Sliven hapishanelerinde yatanlardan bazıları davet edilip kendilerine plaka sunulurken Avni Veli davet edilmemiştir. Aynı zamanda Avni Veli Bulgaristan Türklerine karşı baskı ve terörü Paris İnsan Hakları Konferansında 1989’da kınayan kahramanımızıdır. Fakat bugünkü A. Doğan’cılar için bunların hiç biri önem taşımıyor. Onların liderliğini kabul etmeyen, dalavereleri karşısından susmayan her kişi düşmandır.  Mestanlı buluşmasına 1956’dan sonda ilk direnişçi Türk Partisini Cebel’de kuran Ali Veli davet edilmeyişi kamuoyunu derin düşündürmüştü. Bu açıdan Mestan, zavallının biridir. Bu sözler Ali Veli’nindir. Bu olayların derin anlamını “24 Rodopi com” yayını şöyle açıkladı. Aynen veriyoruz.
Çeviri: BG-SAM
Bulgaristan Türkleri arasında “Bulgarlaştırma” sürecine karşı ilk illegal politik partiyi kurup örgütleyen öğretmen Avni Veli vefat etti.
Gizli örgütlenen ve savaşan örgüt 1983’te Cebel’de kuruldu. Örgütün kurulması karışık ailelerin isimlerinin Bulgar isimleriyle değiştirilmesinden kısa bir süre sonra ve Türklerin isimlerinin değiştirilmesinden birkaç ay önce kuruldu.
Avni Veli Mayıs 1989’da Cebel’de düzenlenen kitle gösteri ve başkaldırısın örgütleyicisi ve önderidir.
14 Eylül 1984’te Tolbuhin (Dobriç) ili İreçek köyü kenarındaki tütün tarlasında eski devlet güvenlik örgütü DS’nin sivil görevlileri 35 yaşındaki Avni Veli’nin bileklerine kelepçe taktı. Genç Türk karşı koymadı, sigarasını bir iki daha çekti ve milis (polis) arabasına girdi. Onlar için A. Veli Kırcaali ilinden Dobruca’ya tütün işine gelenlerden biriydi.  Onlar çatlak parmaklı tütüncünün eserleri yayınlanmamış bir şair, Cebelli yüzlerce öğrencisinin kendisini çok sevdiği bir Bulgar edebiyatı öğretmeni olduğunu bilmiyorlardı. Ve belki de bu kişinin Türk ahalisi arasında anti-komünist mücadele öncüsü olduğunu, 1956 yılında yapılan BKP Nisan Toplantısından sonra Türk etnik halk topluluğu arasında ilk illegal direniş örgütünü kurduğunu ve yönettiğini, mücadelenin fikir babası olduğunu da bilmiyordu.
1983 baharından sonra, Türkleri kimlik olarak eriterek, asimile edip Bulgarlaştırma sürecinin başlamasından tam 2 yıl önce, Cebel şehrinin merkezinde bulunan Avni Veli’nin öğretmen olarak kaldığı dairede Bulgaristan Türklerinin Leninci Komünist Partisi kuruldu  (BTLKP). Gizli toplantı, o zaman Cebel gizli polisi DS görevlisi İliya İliev’in aynı apartmandaki dairesinin yalnız 2 kat üstünde gerçekleşti.
1978 Kasımında Bulgaristan ile Türkiye arasındaki göç antlaşması süresinin sona ermesinden sonra Türk nüfusun etnik köklerine ve öz suyuna sert ve amansız saldırılar şiddetlendi.
Önce Türkçe konuşma sınırlandı ve ardından yasaklandı.
Sözde eskiden karışık evlilik yapmış olan, ya da sözde atalarından kimilerinin Bulgar’la evliği olduğu varsayılan bazı büyük Türk soylarının isimleri değiştirildi.
Yalan makinesi dakik ve yanlışsız harekete geçirildi.
Bu makinenin değirmenine komünist gençlik örgütü KOMSOMOL aktif üyeleri, Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) üyeleri, devlet güvenlik örgütü DS, İÇ İşlri Bakanlığı (MVR) Vatan Cephesi (OF) örgütü ve Bulgar Halk Çiftçi Partisi (BZNS) üyelerinden bazıları katıldı. Aralarında BKP’ ye sadık olduklarını kanıtlayarak bazı imtiyazlar peşinde olan Türkler de vardı. Meydana gelen bu psişik durumda, isim değiştirme yolunun kesilmesi ve halkla devlet makamları arasında çatışmaya engel olacak bir serbest bölge oluşturulması zorunlu olmuştu ki,  kör gidişe tepki gösterecek muhalefet mukavemetinin örgütlenmesi gerekiyordu. Bu illegal örgütün fikir babası ve örgütleyicisi de Avni Veli oldu.
1984’ün Nisan ayında Avni Veli ile bir grup arkadaşı SSCB –Macaristan ve Romanya üzerinden bir geziye çıktı. O, Başkent Budapeşte’de Türkiye Büyükelçiliğine girmeyi başardı. Bülent Bey adında bir diplomatla temas kurdu. Avni Veli, Bulgaristan Türklerinin tüm haklarının ellerinden alınması için komünist rejim tarafından “soya dönüş” adı altında bir Bulgarlaştırma süreci hazırlandığını bildirdi. O, Türkiyeli diplomata kendisinin Bulgaristan Türklerinin Leninci Komünist Partisini kurduğunu anlattı. Ve kendisine, dünya teşkilatı merkezine iletilmesi ricasıyla Birleşmiş Milletlere hitaben kaleme aldıkları çağrıyı verdi. Türk diplomat görülen işleri atılan adımları kutlarken, partinin isminin Polonya’nın “Dayanışma” örgütüne benzer bir isimle değiştirilmesini önerdi. Avni Veli’nin Budapeşte Büyükelçiliğinde Türk diplomatla görüşmesi üstüne Bulgar polisi haber almıştır. Onu ele veren uluslararası turistik geziye katılan arkadaşlarının biridir. Ne ki, Bulgar polisi Avni Veli’nin Macaristan Başkentinde Fransız ve İngiliz Büyükelçiliklerini de ziyaret ettiğini ve benzer görüşmelerde bulunduğunu öğrenemedi. O andan sonra Cebelli şairin her adımı devamlı izlendi, evi dinlendi, mektupları okundu, temasları kontrol edildi.
Devlet istihbaratı A.Veli’nin etrafındakileri de baskı altına aldı. Bu etkinlikler neticesinde, gizli polis Lenin partisi şeklinde örgütlenen gizli Türk mukavemeti hakkında bilgilere ulaştı. 1984 yazında İç İşleri Bakanlığı Avni Veliyi yakaladı ve örgütü ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek için onu zorladı. Şöyle bir kapan da kuruldu.
Kırcaali “Arpezos” oteline Türkiyeli bir kişi yerleşti. İstanbul plakalı aracı park yerine çekmişti. Türkiyeli konuk o zamanlar “Balkanturist” lüks turistik zincirinden olan otelin lokantasında Cebelli direnişçi ile Türkiyeli konuk arasında birkaç saatlik bir görüşme yapıldı.  Görüşmede Rodoplar’da gelişen süreçleri yorumladılar. Lokanta sivil polis doludur. Avni Veli kapana düşürüldüğünü anlayınca Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) nin azınlıklara karşı politikasının açıktan açığa eleştirmeye başladı, fakat kurduğu örgütle ilgili tek söz etmedi. Kendini İstanbullu bir turist olarak tanıtan kişi aslında Bulgar İstihbaratının Birinci Şubesi’nden Türk dilini iyi bilen bir görevlidir. Ne var ki, Kırcaali ve Sofya makamlarınca titizlikle hazırlanan gizli operasyon çöküyor.
Dava için 43 kişiyi örgütlemeyi başaran Avni Veli, 44’üncüsü tarafından ele verildi. Avni Veliyi ele verenin adı Necdet Aliev’tir. O Avni Veli’nin bir öğrencisidir.  Ona da Bulgar edebiyatı dersi vermişti. Sonra Plovdiv’te (Filibe) Kimya okudu. Öğrenciliği zamanında ajanlığı kabul etmişti. Onun maceraperest olduğunu biliyordu. Ona bir yalan öykü anlatmıştım. Bir süre sonda dava dosyasını gördüm ve anlattığım saçmalıklar birinci sayfadaydı. Tahkikat sırasında gizli polis beni takip ederken nerede yanlış yaptığını öğrenmeye çok gayret gösterdi. Bir yerde yanılmışlardı, çünkü gerçeği öğrenememişlerdi. Onların yanılgısı benim çalışma usulümü bilmemelerinde gizliydi. Ve sistemimin sırrına ulaşamadılar. Benim kendimin öz politik etkinlik sistemim vardı. Örgüte kazandığım her yeni kişiye, ancak ona ait olması gereken bilgiyi veriyordu. Böylece hainlerden uzak durup örgütümü korumayı başardım.
1984 yılı yazında Avni Veli öğretmenlikten kovuldu.
O zaman adı Tolbuhin ili olan Dobruca’ya tütün işine gitti. Gizli polis iz güdüyor, peşinden ayrılmıyor, fakat birkaç kişinin itiraflarından başka onun faaliyetlerini açıklayan ve onun suç işlediğini kanıtlayan hiçbir şeye ulaşamıyor. Aynı yılın Eylül ayı başında Cebel’deki evi ve Haskovoya bağlı “Zornitsa” köyündeki baba evi aranırken gizli polis Ali Veli’nin kendi eliyle yazdığı illegal parti evraklarından kimilerine ulaştı.  Hemen tutuklanmasına emir çıkarıldı.  Tutuklanan Avni Veli Sofya’da “Razvigor 1” sorgulama dairesine götürüldü.
İlk sorgulama tahkikat polisi Angel Aleksandrov tarafından 17 Eylül 1984’te yapıldı. Sorgulama esnasında, Avni Veli eşiyle görüşmesine müsaade edildiği takdirde, illegal parti evraklarından diğer bölümü gizlediği yeri açıklamayı ve evrakları kendilerine vermeyi kabul etti. Görüşmeden sonra eşi Ulviye gizli parti arşivini polise teslim etti. Direnen şair 1984’ün Aralık ayında Sofya’da Sorgulama Genel Müdürlüğü Genel Merkezindeki bir hücrede Bulgarlaştırma sürecinin doruğunu yaşadı.  Avni Veli ’in  adı ve soyadı, idari yolla İvan Alekov Velev olarak değiştirildi. O zaman Bulgaristan Türklerinin Leninci Komünist Partisi’nin kurucusu ve başkanı şöyle dedi: “Benim bundan 2 yıl önce söylediklerim başımıza geldi. Ben kendilerimi defalarca ve ısrarla uyarsam da, Türk kardeşlerim, T. Jivkov’un isimlerimizi değiştirmeye hazırlandığına inanmadı.”
1885’in 5 Şubat günü “Kırcaali İl Mahkemesinde kesin gizlilik koşullarında, kapalı kapılar ardında, Avni Veli’ye karşı dava başladı. Savcılığa sunulan suçlama dosyasında, “Avni Veli devlete karşı çalışan bir örgüt kurmuş ve devlete ve BKP’ ye karşı olan evraklar” tanzim etmişti.  Bu belgelerde parti ve hükümet ulusal konuda karalanıyordu.  BKP milliyetçilikle ve ırkçılıkla suçlanırken, Türkler için özerklik isteniyordu.
Mahkeme gereğini gördü.  Avni Veli, ilk önce ağır ceza şartlarında olmakla 7 (yedi) yıla, arkadaşı dava yoldaşı Orlov ise 4 (dört) yıla mahkûm edildi. Daha sonra bu mahkeme kararları Temyiz Mahkemesinde itiraz edilse de, değişiklik yapılmadı.
Uluslar arası İnsan Hakları Örgütü Bulgaristan’dan politik mahküm Avni Veli’nin durumu üstüne özel bilgi isteyince, 1988 yılının 29 Aralığında A. Veli Devlet Konseyi kararıyla erken serbest bırakıldı ve köyden çıkmamak şartıyla kendi köyüne sürgün edildi. Todor Jivkov’un Bulgar-Türk sınırını açmasına neden olan,  adları değiştirilen Bulgaristan Türklerinin 1989’un Mayıs Büyük Ayaklanmasının örgütleyici ve önderlerinden birinin Avni Veli olduğu ortaya çıktı.
Avni Veli Bulgar gizli polisi ağına düşen en asi ve en tehlikeli olarak nitelendirilen Bulgaristan Türk direniş önderlerinden biridir.  1989 yılının 5 ile 25 Mayıs günleri arasında tek yönlü uçak biletiyle ülkeden çıkarılan, kahramanlıkları ebediyen yaşayacak olan büyük ve ölümsüz kahramanlarımızdan biridir.
Yattığı yer nur olsun.


BG-SAM - Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi

Paylaş

İlgili Yazılar

Sonraki
« Önceki
Önceki
Sonraki »