İtiraf ediyorum!

Bulgaristan’da yaşayan Türkler arasından olup bir heykeltıraş olarak yetişen ve Bulgaristan Komünist Partisi’nin (BKP) özel yöntemli teşvikleriyle  1985’den sonra kanatlanma ve erkek  hindi tavukları gibi kursak şişirmeye başlayan önce Kırcaali’den son dönem de Plovdiv (Filibe) ilinden  GERB milletvekilli seçilen, hatta birinci dönem Kültür Bakanlığı yapan Vecdi Raşidov sık sık yaptığı konuşmalarında gerçekleri kendisiyle ilgili gizlemeye büyük özen gösteriyor.

Aslında ben olsam onun yerine, “Hayatta en iyi bildiğim şey hiçbir şey bilmememdir” atasözünün ardına gizlenme yolları arardım, fakat bizimki konuşuyor da konuşuyor, TV yayınlarına çıkıyor, aynı şeyleri anlata anlata bitiremiyor.
Heykelci V. Raşidov yüksek öğrenimli bir heykeltıraş olsa da, sosyalizm döneminde Bulgaristan Komünist Partisi (BKP) ye üye alınmadı. Bulgaristan Türklerinin sesi olan annesi Kadiriye Latifova’nın bıraktığı otoriteye rağmen, BKP Vecdi’ yi parti saflarına laik görmedi. Neden acaba???
Vecdi Raşidov sözde DS-adıyla bilinen ve halen kapanmış olan devlet güvenliğini sağlayan gizli polisin ne saflarında ne de yardımcılar, müzevirler, gammazcılar, Türkiye’ye gıcık olanlar, Türklüğünden utananlar, ajanlar, yardımcılar, hainler ve başka şubelerinden hiç birine de celbe dilmemiş. Bu doğru olabilir mi? Komünizme ve sosyalizme, komsomola ve partiye karşı olmasına, eleştirici konuşmasına karşın “Belene” ölüm kampını da görmedi. Sürgün de edilmedi. Tutuklanıp sorgulanmadı. Hapis de yatmadı… Neden acaba???
Bunların dışında Vecdi Raşidov politika ile istihbarat işlerini birbirine öğren BKP Merkez Komitesi ile işbirliği yapan Altıncı Şube ajanlarının dosyalarında da yok. Neden acaba?
Bu polis şubelerinin dışında, dış casuslukla meşgul olan Birinci Şube özel ajanlarının saflarında da yer almadı?  Neden acaba? Yabancı dil bilmemesi ana neden olmuş olabilir mi? Türkçe konuşuyor. Öyleyse ne sebeple ağa düşürülmedi?
Bu arada, isim değiştirme yıllarında memlekette sinek uçmazken, millet Hasköy’den Kırcaali’ye gidemezken, Vecdi’nin Paris’lerde yiyip içti. Bu işlerde bir sır var da biz mi bilmiyoruz acaba?  Dış ülkelerde sergiler açtı, Avrupa Güzel Sanatlar Akademisi tarafından Altın Ödülle taltif edildi, ikide bir Türkiye’ye gitti, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la sarmaş dolaş olup sergi açıp, paracık aldı vs. işler bazı kişilerin neden dikkatini çekmedi? Neden kimilerinin yaptığı her şey görmüyor?  Pipo içtiği için mi?
Bunun dışında bizim heykeltıraş uzun zaman Amerika’da kaldı. Hiçbir ilgili ağasına düşmeden geri döndü. Japonya’ya gitti, oradan da sıyrıldı. Bu yolculuklar, bu geziler, bu ziyaret ve ziyafetleri kim ödedi? Bunu sormuyorum.Lütfen düşünün diyoruz.
Yılların geçmesiyle Vecdi Raşidov da demokrasiye alışma süreci geçirdi. İlk mitinglerde yoktu. Demokratım demedi. Komünistler yok olsun da demedi.
Önce kendine Kırca ali tarafından yapı ustalarına bir ev yaptırdı, ustalar evi yaptılar ama paralarını alamadılar. Ardından şikâyet edecek oldular ve hemen durduruldular. Sonra Kırca ali’den milletvekili seçilmek istediğinde o ustalarla bazıları ile  karşılaşırım diye düşündü, geri çekilmek istedi, GERB partisi “biz buradayız sen korkma” dedi. Doğup büyüdüğü şehirden seçildi ama “HÖH / DPS Kalesini aşan kahraman oldu” Sonra Kültür Bakanı koltuğuna oturdu. Daha önce hiç devlet memurluğu yapmamıştı. Birden bakan koltuğuna oturunca başı dönecek sananlar şaşırdı. O sanki kurstan geçmiş ve başka birilerinin elinden su içmişti.
Bakan olmazdan önce onunla bir iki görüşme yapıldı. Şart koşuldu. O şu Türk tiyatrolarının kadro sayısını azaltmayı kabul etti. Tiyatronun annesinin adını taşıması pek önemli değildi, çünkü artistler zaten “Hürrem Sultan Piyesi”ni oynamak istemiyorlardı, çünkü gerçek adı Roksalana olan ve Osmanlı İmparatorluğu çöküşünü başlatan şu Ukraynalı Katolik kadına hepsi gıcık besliyordu. Daha önce Osmanlı imparatorluğundan haberi olmayanlar kalın kalın kitap okuyup tartışmaya da başlamıştı.  Onun yaşam yolunu, güzelliğini ve hünerlerini, doğurduğu, öldürtüp boğdurduğu çocuklarının adlarını bile duymak istemiyorlardı. Vecdi bu “büyük operasyonu” sözde çok zor yaparken, aslında “Türklük Bulgarlık” kavgası yaşayan ekip kadro daraltmasıyla biraz rahatladı. Yaşı gelen emekli oldu, sevgilisi olan gidip evlendi.
Bir ara Vecdi’ye oy verenler Kırcaali’den gelip Sofya’da Kültür Bakanlığını bastılar, ondan iş istediler. Konuşmalarında ikide bir “bu soruna çözüm bulacağım” diyenlere verdiği sözler unutulmamıştı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Vecdi köylü baskını beklemiyordu. İşsiz baskını ise aklının ucundan bile geçmemişti. Çünkü o bir “yaratıcı aydındı”, köylülüğü çoktan köyde bırakmış, sanattan anlamayan aydınlarla ise işi olamazdı. Eninde sonunda o bir bakandı, köylü kafalıların baskınına uğradığı anlaşılır ya da duyulursa, nasıl izahat verebilirdi? Aslında etrafta izahat vereceği biri de yoktu.
Birkaç televizyon görüşmesinde anlatacaklarını anlattı. Birinci karısı Tanya’yı oğlunu, gelinini ve torunlarını anlattıktan sonra DOKTOR OLAN ikinci karısından da söz etti. Ocak başı yaptıklarını, viski yerine kimi defa EV YAPIMI YA DA İYİ MARKA kırmızı şarap içtiklerini, Kırcaali’li ustaların iyi sıvacı olduklarını, atölyesinde bile hiçbir fayans ya da mermer levhanın düşmediğini, yaktığı odunların meşe yarması olduğunu, şiddetli rüzgârlarda kiremitlerin uçmadığını ve daha söylenecek ne varsa söyledi de,
NEYİ SÖYLEMEDİ, SÖYLEMİYOR VE GEVELEMEYE DEVAM EDİYOR?
  1. Annesinin ölümünden başlayalım: Kırcaali Zvezdel madeni yolunda devrilen kamyonun kabininde Vecdi de olduğuna ve bir tek o sağ kaldığına göre, KAMYON NE SEBEPLE DEVRİLDİ? Bu konuda neden trafik polisi raporu çıkmadı. Suçlu olan kimdir. Dümeni dereye çeviren Vecdi miydi?!
  2. Öksüz kalan Vecdi nerede okudu, ona kim el uzattı, Yüksek Sanat Enstitüsüne kimin telefonuyla girdi? BKP Kırcaali İl Komitesi’nin onun okumasında ve gelişmesindeki özel rolü nedir? Üniversite’de özel burs aldı mı?
  3. Paris, Ankara, İstanbul, Tokyo ve Washington’da aylarca kalırken yabancı istihbarat servislerine bir olta yemi olarak mı atılmıştı. Eğer öyleyse neden kimse onunla ilgilenmedi. Turgut Özal gibi bir devlet başkanı ile görüşmek için çok özel izinler alınması gerekirken, bu işler nasıl halledildi?  Sözde hiçbir istihbaratla ilgisi olmayan bir heykeltıraş, nasıl olur da hiç kimsenin de dikkatini çekmedi?
  4. Devamlı içen, sarhoşluğu çok ağır olan, ara sıra bomba gibi patlayan bir kişi olan Vecdi nasıl olur da ne Türkiye, ne Bulgaristan, ne Moskova ne de emperyalizm aleyhinde tek bir söz kaçırmaz!!!.
  5. 1985 yılının Ağustos ayında Vatan Cephesi Yüksek Konseyinde Penço Kubadinski’nin davetine uyarak toplanan Bulgaristan Türk aydınlarının arasında, daha önce hiçbir işe burnunu sokmayan Vecdi Raşidov da yer aldı ve “Bulgarlaştırma politikasını destekleyen bildiriyi” titreyerek imzaladı. Komünist olmayan, DS-cilikle de ilişkisi olmayan, Komsomol Merkez Komitesinde  tanınmayan Vecdi Raşidov “Bu toplantıya neden çağrıldı?,  “Bu belgeyi neden imzaladı?” Daha önce kendisiyle kim konuştu ve ne dedi?
  6. Vecdi 2 kitap yazdı? Ona bu boş kitapları yazdıran kimdi?
  7. Vecdi Raşidov HÖH / DPS partisinin kurulmasına katılmadı, üyesi de olmadı, fakat Multi Grup şefi İliya Pavlov ölmezden önce Multi Grup binasından çıkmıyordu, çok paralar aldı, Ahmet Doğanla ikisinin arasında gizli bağlar mı  var. Multi Grup’tan kaç para aldı?
  8. GERB milletvekili olarak Parlamentoda Ahmet Doğan’da karşı patladığı vakit, Doğan’ın ARAP ÜLKELERİ PARALARINI AKLADIĞINI iddia etti. Eğer bu bir gerçekse, neden ispatlamıyor? Savcılığa neden bildir mi yor?
  9. TV programlarında lan lun konuşarak seyircilerle alay etmeyi neden bırakmıyor ve gerçekleri hemen neden söylemiyor?
  10. Lütfen itiraf et!!!!                                                                                 

    BGSAM

Paylaş

İlgili Yazılar

Sonraki
« Önceki
Önceki
Sonraki »