Dede mirasını aldılar ve hevesleri kesildi

12 Mayıs seçimlerinden sonra Bulgaristan’da durum PAT diyen ilk biz olduk.
BULGARİSTAN Stratejik Araştırma Merkezi’nin yaptığı ortam değerlendirmesi bir buçuk aydan beri değişmedi. Bugün, biz, Sofya’daki güçler dengesinin iktidar lehinde değişim kaydettiği görüşündeyiz.

YENİ ORTAM
45 günden beri devam eden itaatsizlik eylemi elde ettiği başarılarla yetinmese de, direncin alevleri artık sönmeye başladı. Aşırı sıcak, hasat zamanı, tatil ayı, direniş dalgasını Sofya, Varna ve Plovdiv merkezlerinden öteki büyük illere, küçük kasabalara ve köylere büyük boyutlu taşıramadı. Yaz işleri bittiğinde bu gruplar daha çoğalacak gibi.

Nesnel sebeplere baktığımız, “zaman” isteyen iktidar ayağını yerleştirdi. Sivil toplum örgütleri, orta katman direnci muhalefetin ana politik güçlerden destek alamadı. 5 yıllık geçmişi olan, deneyimi yetersiz Vatandaşlar Birliği GERB partisi dönüşüm isteyen barışçı kitlenin başına geçemedi.
Neden mi? Çünkü GERB’in iktidardan çekip indiren de bu kitleydi. Politik alanda tecrübesiz olan GERB çözülmeye başladı. Eski Başbakan B. Borisov politik atılım cesareti gösteremedi. Yeni iktidar önce onun defterini açtı,  milletvekillerini, politikacıları, valilerle bakanları dinlettiği kanıtlanınca, birinci yardımcısı Ts. Tsevetanov sorgulamaya alındı. Karışık işlerin içinde olan Sofya Baş Savcısı görevinden alındı. Parti meclis grubu başkanı K. Feodosiyeva istifasını sundu ve partiden ayrıldı.
Sokağın sesine ton veren bir edayla ara sıra yeni seçim isteyen Borisov bile artık sustu. Avrupa’dan 1 milyar leva talep eden Oreşarski hükümetinin nabzı düzelmeye başladı. Kendini dirilmiş hisseden, Sosyalist Parti (BSP) Başkanı S. Stanişev, cevap gelmeyeceğini anlayınca,  B. Borisov’u erken seçim konusunu görüşmeye hemen davet etti.
Bu hareketlilik, Bulgaristan’da 23 yıldan beri süren totalitarizmden demokrasiye sancılı geçiş dramının çok kısa bir perde arası oldu. Kendiliğinde patlayan orta tabaka ve yayılan sivil itaatsizlik direnişi hayal kırıklığına düşmeden heyecanını yaşatmaya devam ediyor.
Kendilerinin olan eski komünist rejim yıkılınca, kukla BARBY gibi şekil değiştirip bir gecede sosyal demokrat olanlar şimdi demokrasiyi de biz kuracağız iddiasıyla iktidara çörekleniyor.
Vurucu güçleri: komünist paralarla oluşan mafya; Rusya’nın Avrupa ve of Şor paralarıyla biçimlenen yerli ve yabancı oligarşi karması; hırsız, dolandırıcı, talancı, kaçakçı tayfasıdır. Avrupa Sosyal Demokratlarının Başkanı ve aynı zamanda Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin Başı S. Stanişev’in, Bulgaristan Komünist Partisi Merkez Komitesi Politik Büro üyesi Stanişev’in oğlu olduğunu herkes bilir.
Yeni sahnede iktidar ortağı HÖH partisi ve onun parasal yardımlarıyla kurula neo-faşist “Ataka” partisinin politik nitelemesini dikkatle yapmak gerekir.
T. Jivkov’ın gizli istihbarat ajanlarına kurdurulan HÖH partisi yıllar içinde “rüşvet” işlerine karışmış, yerli mafya ile kaynaşmış ve oligarşiden nem almıştır.
AB ve NATO üyeliğimizden yana olan bu parti Moskova’ya gizlice gülümsemektedir.
Bu sözler ancak partinin üst yönetimi için geçerlidir.
Bu yönetime Bulgar politik çöplüğünden R. Biserov gibi kendi ortamında bir “hiç” olan politikacılar da katıldı. Oy temeli Türkler, Pomaklar ve Çingen Müslümanlar olan HÖH partisi son dönemde Hristiyan Çingen ve aşırı sefil Bulgar seçmene doğru kaydı. İdeolojisiz olan bu parti, “totaliter kalıntıların gölgesinde birlikte sefa sürelim” zihniyetini kabullendiğinden dolayı hükümet ortaklığına davet edilmiştir.
Genel politik tabloda izleri olmayan ama dışardan aldıkları paralarla Türkler arasında aktiflik gösteren Hürriyet ve Şeref Halk Partisi liderleri Korman ve Dal’ın yeni sahnede rol alması artık planlanmıyor.
Bulgar politik sahnesinde alkışlanmak istenen Türkiye’den bazı Balkan damatları, dilimizi bilmediklerinden yanlış alkış tufanı başlamasına neden olmamaya dikkat etmeleri şartıyla, boş sandalye bulabilirlerse, ancak seyirci sıralarında oturabilirler.
Demokratik Güçler Hareketi giderek zayıflıyor
Bir önemli noktaya daha dikkat çekmek yerinde olur. Bulgaristan’da demokratik rejimi hayata çağırıp kurmak için doğan ve birkaç defa isim değiştiren Demokratik Güçler Hareketi giderek zayıflıyor. Bunun birkaç nedeni var.
Bir: Büyük yanılgı, demokrasinin, komünizmin devlet mülkiyeti ile köylülüğün kooperatifçi mülkiyetinin köküne kibrit suyu dökülüp likide edilmesiyle oluşacağı kurgusudur. Hiçbir şey kendiliğinden olmuyor. Demokrasinin dayanağı olan serbest Pazar ekonomisinin kolektif üretim biçiminden daha üstün olduğunu hayat hala kanıtlayamıyor.
Toplumsal formasyonların yer değiştirmesi üretim güçleri ile üretim ilişkilerinin dönüşümü sonucunda gerçekleşir.
Bizde böyle bir dönüşüm olmadı.
Sosyalist üretim biçimi yok edildi ama yeri boş kaldı. 1000 fabrika kapandı, tüm tarım çiftlikleri ve devlet tarım üniteleri, hayvan üretim fermaları yok edildi. Domateslerin sulanmadan daha iri olacağını hayal edenler aldandı. Bunun sözleri her üretim alanı için söyleyebiliriz. Şehirlerde yaşayanlar işsiz kalınca AB ülkelerinde işe gitti. Hayatın daha yavaş geçtiği köylerde değişikliğin farkında olmayanlar çoğunluk, yeni üretim bilinci kolay biçimlenmiyor.
İki: Dönüşüm aynasına politik olarak bakarsak. Demokrasiye yaşam verecek olan güçler sürekli şekil değiştirdi. Doludan boşa aktı. Önce Demokratik Güçler Birliği (SDS) kuruldu, seçim kazandı, tek kendi başına iktidar oldu.
Faşizm döneminden dede mirasını aldılar ve hevesleri kesildi.
Sonra politik olarak sıfırlandılar. Ardından bir umut deyip Bulgar Halkı Çar II. Simiyon’un ardına takıldı. Seçtik. Çar, Başbakan oldu, o da dedesinin mülklerini aldı ve kumarhanelere saptı ve vaatlerle aldattığı halkı o da unuttu.
Ardından GERB kuruldu. O da kendi başına hükümet kurdu. Bugün artık o da çöküş süreci yaşıyor. Görüldüğü üzere, bizim koşullarda, un, su, maya ve tuzu birbirine katıp politik ekmeğini pişirmek çok zor.
NEDEN BAŞARILI OLAMADILAR?
B. Borisov neden başarılı olamadı?
1. Kökleri komünistlerin mafya tarlasında olduğu için.
2. Başbakanlığa Belediye başkanlığından geldiğinden dolayı. Borisov hep altyapı tesisleri yapmaya çalıştı. Sanki başbakan değil belediye başkanıydı. Temizlik falan işlerinin de az kala başbakanlığa bağlayacaktı. Yollar kurdu, köprüler açtı, yeraltı treni yaptı. Tüm bunların başka bir algoritma için yani ülkemizin modern teknolojilerle donatılmasına gerekli olduğunu anlayamadı. Şu da var tabii. Borisov hükümetinin yeni Bulgaristan tasarımı ile üyesi olduğumuz Avrupa Birliği’nin (AB) komiserliğinin bizim için düşündükleri örtüşmedi. AB bizim tüketici topluma dönüşmemizi hedefliyor. Sofya ve diğer büyük kentlerde art arda “Moll” kurulması bu yüzdendir. Büyük alış veriş merkezlerinde satılan mallar, ne yazık ki, hep Batı’dan geliyor. Bizim ürünlerimizde ya bakteri “fazlası”  ya da “mikrop” var. Allah Allah!
Bu gibi esas nedenler SDS ile II Simeyon partisinin kendiliğinden dağılmasına neden olurken GERP partisi de yara aldı.
İKİNCİ PERDE
“Demokrasiye geçiş” perdesi uzun sürdü. Seyirci neredeyse baygınlık geçirdi. Şimdi ikinci perde açılacak. Almanya, Fransa, Hollanda Büyükelçileri Sofya’da yaptıkları basın açıklamalarında “dekoru değiştirin, sahneye sivil toplum örgütlerini de alın, eskiler sahneden insinler!” diyor ama senaryoda değişiklik yok,  perde açılmıyor. Brüksel Komiserleri de “sokağın sesine kulak verin” diyor ama Sofya ancak bakınmakla yetiniyor.
SON SATIRLAR:
Bu gidişle demokrasinin meyvelerini uzun zaman toplayamayacağız. Sofya’da dönüşümlerin gerekliliği duyumsanıyor. Belirsizlik döneminde oluşan aydınlar ve orta tabaka hareketleri politik iklim solumaya başladı. Kitle hareketine bel bağlayan “modern” görüşlü kişilerin, üniversiteli gençlerin ve toplumun itici gücü orta katmanın kısa bir dönemde politik partide birleşmesi gerekiyor. Bu partide tüm dernekleri ve azınlıkların da yer alması için çalışılmalıdır.
Zamanını doldurmuş ve gözü doymayan eski politikacıların ve onların partilerinin sahneden inmesi ve mayalanan direncin daha da dirilip güç kazanması kaçınılmaz oldu. Bulgaristan tarihinin büyük günleri ancak şimdi başlıyor.


Rafet Ulutürk
BGSAM - Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi

Paylaş

İlgili Yazılar

Sonraki
« Önceki
Önceki
Sonraki »