Gel Keyfim Gel


Euro-parlamenterlerin seçim kampanyası başladı.
Meraklılar kalabalık. Brüksel Euro – parlamenterlere büyük paralar, dünyayı baştanbaşa dolaşma imkânı, dilenci değneğine dayanan şu “bizim ülkeden” uzak, hiç bir iş yapmadan bütün gün çene çalmak onların seve seve yaptığı işlerdendir.. Partiler içinde kim aday gösterilsin kavgası aldı yürüdü.


AB Parlamentosunda pek fazla iş yok. TV açıp Genel Kurul toplantılarına bakmanız yeterli. Salon dolmuyor. Sıralar, sandalyeler her zaman boş. Fakat Brüksel milletvekillerine çok büyük paralar veriliyor. Aylıkları 40 000 (kırk bin) Euro. Gördükleri işleri şöyle açıklayıp anlatabiliriz.

Genelde Euro – Parlamento üyelerine 2 (iki) imkân paketi sunuluyor:
1)      Hayata sevinmek, Seyşeller de aralarında, en egzotik adalarda tatil yapmak ve en lüks uçak salonlarında yolculuk etmek.
2)      Öğrenci yerleşkelerinde yatıp, benzin ve kilometrelerde yalan söyleyerek para
biriktirmek. Bu adamların hiçbir işi olmadığından, bol bol düşünmek için sınırsız
zamanları var.

Yılların geçmesiyle kirlenen Euro – Parlamentonun kulis perdesi ardında artık iğrenç kokusuyla burun delen bir görüntü var. Kurallara göre, her gün saat 16’da milletvekillerinden her birinin komisyon toplantılarında olması gerekiyor. Pazartesi günleri salonlarda kimsecikler yok. Onların uyguladıkları usul şudur: Toplantıya katılma defterini imzalayana o gün için ek olarak 298 Euro harcırah veriliyor. Tl olarak bu 1000 (bin) lir, Bg levası olarak yaklaşık 600 leva olan bu para bizde asgari ücretin iki katıdır. Bu maaş dışında günlük ödemedir, düşüne biliyor musunuz, yoksa siz de benim gibi durgunluk mu geçirdiniz!

HIRSIZLARIN HEPSİ EURO - PARLAMENTER OLAMAZ!

Büyült geç altında kısa açıklama:
Bu paracıkların senin benim, hepimizin cebimizden çıktığı malum, lokmamızdan ayırıp onlara oralarda rezil olmasınlar, halkımız, ülkemiz, çocuklarımız için AB’de bir şeycikler yapsınlar diye gönderiyoruz da, nerede. Örneğin, Tütüncülerimize “teknik kültür” üretimi için prim ödenmesini sağlasalar gönlüm hoş olurdu. Bizim Tütünlerimizle Yunan tütünlerinin aynı fiyattan alınmasını, emekli maaşlarımızın birazcık olsun arttırılmasını, her yıl bizim memlekette de 10 bin iş yeri açılması gibi can alıcı yürek yakıcı sorunlarını çözseler ne güzel olur, hem verdiğimiz paralar helal olur, değil mi? Nerede! Ben şahsen 4 yılda ne Çetin Kazak’ın ne de Firdevs Hüsmanova’nın sesini içitmedim. Birisi daha varmış, onun da ne yüzünü gördüm ne de adını duydum. Çetin mah şalla orada da yemekhanelerde çıkmıyormuş. Alışmış onların yemeklerine, Allah nazar erdirmesinde 200 kiloyu bulmuş. Genel kurul toplantılarına girmesi bundan böyle tamamen imkânsız, çünkü orada 200 kiloluklar için ne sandalye ne de koltuk var. Allah işimizi kolay etsin.

Paranın tura tarafı:
Ruhsal çöküntüden sözde çıkıp 50 korumayla Velingrat şehrindeki 5 yıldızlı “Belingrat” oteline gelen ve daha fazla kendisinin anladığı ve kumarcı başı Yordan Tsonev’in durmadan kafa sallayarak tasdik ettiği konuşmasında Euro-Parlamenterlerimizin “çalışmalarına” çok yüksek değer verdi. Neden mi?
Açıklıyorum: Geçen sene Avrupa Birliği Parlamentosunda 129 000 000 000 Euro (yüz yirmi dokuz milyar Euro) parasal yolsuzluk yapılmış yani bu kadar para dolandırılıp çar çur edilmiş, 28 ülkenin baş haydutlarının hepsinin birlikte gerçekleştirdikleri bu yolsuzluk olayı hem eski hem de yeni Avrupa tarihinde (kadim Avrupa tarihi yoktur, buralar eskiden buzulmuş)  en büyük ve devasal olsa da, Bulgar parlamenterler işlerine pekiyi bakmamış olacaklar ki, biz bu önemli işte 16. (on altıncı) yerde kalmışız. Olur mu böyle şey? Ayıp etmişler. Zaten fakirlikte, işsizlikte, cahillikte AB birincisiyiz, hiç olmasa yolsuzlukta da BİRİNCİ oluverseydik. Olamadık işte! İş Allah bu sorunu 25 Mayıs 2014 seçimlerinde çözülür. Saraylı Ahmet toplu ve bireysel çalışma kursu başlatmış, kadro hazırlıyor. Bulgar mafyasının orijinal ve AB’de henüz bilinmeyen, sertifikaları tescilsiz dolandırma ve hırsızlık usulleri üstüne bilgilendirmelerde bulunuyor. İlk seminerlere, Lektör olarak Varna’ya bağlı Suvorovo kasabası Çingenelerinde bir kadın ve iki erkek gelmiş. Bilirsiniz, bizim Saraylı Ahmet de çocukluğunda onların elinden su içmiştir, askerliğini de Suvorovo’da yaptı,  gizli polis hafiyeliğine de Suvorovo inşaat erleri kışlasında başladı. Suvorovo onun için hırsızlık beşiği, dolandırıcılık ekolüdür. Saraylı Ahmet’in köyünde kurdurduğu ŞATO OKULU neden açmadığını hiç düşündünüz mü? Düşünmediniz tabii. Orada SUVOROVO USULU DOLANDIRICILIK YÜKSEK LİSANS OKULU açılacakmış. Ne ki, Bulgar Bilimler Akademisi öğretim kadrosunu onaylamıyormuş, çünkü hoca olarak gösterilen Çingenelerin akademisyen unvanı yokmuş, tabii bunların hepsi alaylı… Görüldüğü üzere, bizim saraylının işi de kolay değil. Bu yüzden olacak, yeni Euro – Parlamenterler çalma kapma, dolandırma yolma işlerinde suyu öz kaynaktan içecek, bilgileri has hocalardan öğreniyorlar. Bu iş için çalışmaların 5 yıldızlı otellerde yapılmasını anladık da, neden Velingrat şehrinin seçildiğine bir türlü aklımız ermedi. Ne de olsa, dolandırıcılık ve hırsızlık da bir sanat olduğundan, ustalaşma yolunda yeni Euro – Parlamenterlere başarılar dileriz. İşlerinde başarılar dilerken de, polislere dikkat etmelerini tavsiye ederiz. Aslında üzülecek bir şey yok, şimdi bizde büyük cezalar küçültülürken. En büyük hırsızla için “lüks hapishaneler” de kuruluyor, nasıl olsa paçayı kurtarırlar. Tabii köyden çıkıp hapse girmek başka, saraydan toplanıp içeri itilmek başka…

Bu iş kutsaldır:
İş Allah, artık özel eğitimli yeni kadrolarla şu dolandırıcılık ve yolsuzluk işlerinde de Avrupa Birincisi oluruz. Bizdeki hırsız çetesinin hem eski hem de fahri şefi olan Saraylı Ahmet, olayların gelişmesinden memnun, son dönem çevirdikleri dalevere dulaverelerin bir kısmının ipleri pazara çıkmamış olacak ki, Velingrat cambüresinde özel konuşmasını yaparken şakıdı parladı. Bu adamda, bir gramın bir parçacığı kadar vicdanı olsa, aynı gün Varna hapsine giren, 11 + 5 + 4 yıl hapis cezası alan can ciğer dostu Severin adını geçirir ve “arkadaşlar kutsal dolandırıcılık davamızın yokuşlu yolunda kurbanlar verdik”, 1 dakika saygıya duralım dese iyi olurdu, ama demedi. Hiç olmazsa, 10 (on) yıl hapis cezası kesilince felç geçiren ve hastaneye düşen Tabakov’a “geçmiş olsun!” dese gene gönlümüz yağ bağlardı ama bunu da yapmadı. Yolsuzluk, rüşvet ve dolandırıcılık davasında düşenlere ANITI dikilmez. İnsanoğlu yalnız ATASINA ve BABASINA anıt diker, geçen sene HÖH partisinin Plevne köylerinde Todor Jivkov anıtı diktirmesinin anlamı budur.
Kadının karnında sıpa, sırtında sopa eksik olmayacak deyenler ne kadar haklıdır bilmiyorum, ama bu gidişle hapishanelerde boş hücre kalmasa iyi olacak.


BGSAM

Paylaş

İlgili Yazılar

Sonraki
« Önceki
Önceki
Sonraki »