Askeri İşler

Konu:   Bulgar askeri pilotlar uçmayı reddetti..
             Böbürlenme balonu patladı.     
Bulgaristan tarihinde ilk kez olmak üzere askeri pilotların hepsi stresli olduklarını, ruhsal bozukluk yaşadıklarını, gökyüzünden korktuklarını, aileleri olduğunu ve başka birçok geçerli geçersiz sağlık raporu göstererek uçmayı reddettiler. Olay 2017 Ekiminin son günlerinde Filibe (Plovdiv)  “Graf İgnatievo”  askeri hava üssündeyaşandı. Bulgar Askeri Hava Filosu’ndaki uçaklar 28 yıl önce gömülen Varşova Parktı zamanında Sovyetler Birliği’nde imal edilen “Mig 29” tipi jet uçaklardır.
Basın: “Bu bir darbe midir” başlıyla çıktı.
Bulgaristan 2004’te NATO’ya alındı. Son 10 yılda “Mig 29” ları üreten Rusya fabrikası ile Bulgar Savunma Bakanlığı arasındaki yazışma ve temal tesilmiştir. 8 yıl önce onarılması gereken Bulgar hava savunma güçlerindeki “Mig 29” uçaklarında bir filtre bile değiştirilmemiştir. Jetlerin onarımının daha ucuza mal olması için üçüncü ülke arandı. Polonya askeri fabrikalarıyla anlaşma imzalanmaya çalışıldı. Fakat bu adımların hepsi yarım kaldı. Bir önceki Savunma Bakanı Nenkov hakkında kovuşturma başladı. 6 Kasım 2016’da yapılan Cumhurbaşkanı seçimlerinde askeri hava kuvvetleri komutanı General Rumen Raden Cumhurbaşkanı seçildi. Yeni savaş uçağı alınması sayfası açıldı. Birkaç tartışma konusu birden başladı.
  • Konu bir: NATO üyesi ülke olan Bulgaristan’ın askeri jetleri Rus uçağı olabilir mi?
  • Yeni mi ikinci el mi savaş uçağı satın alınsın?
  • İsveç “Gripen” uçağı mı yoksa Portekiz’den ikinci el “F-16” uçağı mı satın alalım vb.
Bulgaristan eski Sovyet uçaklarıyla NATO üyesi olamaz görüşü Atlantik Avrupa Birliği taraftarlarında destek buldu. Bu arada son yıllarda Bulgaristan’da askeri uçman eğitilmediği, muhtemelen satın alınacak uçaklarla ilgili kadro eğitimi yapılmadığı gün ışığına çıktı.
Sözde “yurtseverlik” patriotizm taslarken ocakta kül bırakmayan VMRO (İç Makedon Devrim Örgütü) Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı askeri pilotların uçmayı reddetmesine “siyasi boykot”, “milli çıkarların ayakaltına alınması” dese de, Askeri Savcılık yeni Bulgar tarihinde bir olan bu konuda soruşturma başlatmayı reddetti. Bu konuda da faşistliğiyle ünlenen sahte yurtseverlerin başbuğu yine Başbakan Yardımcısı ve  sözde “Yurtsever Cephe” başkanı Valeri Simyonov da askeri pilotların uçmayı reddetmesi konusunda değerlendirme yapmakta gecikmedi, grevci pilotlara  “iri fareler” dedi bunların “daha cesur genç farelerle değiştirilmesi” gereğini vurguladı.
Bulgaristan’ın 3. askeri hava üssü olan “Graf İgnatievo” askeri jet merkezinde yapılan sorgulama pilotları uçabileceği doğru dürüst uçak olmadığını ortaya çıkardı. Bu uçaklarla uçmanın riskli olduğu, pilotların kendilerini güvende hissetmedikleri, korku yaşadıkları gibi gerçekler kamuoyunda “gerekli ve gereksiz riziko” tartışmaları başlattı. Bulgar “Mig 29” uçaklarının uçuş ve kullanım ömrü dolmuş, motorları değiştirilmemiştir. Yine geçen ay Slovenya Askeri Hava Güçlerine ait aynı tip “Mig 29” uçağı uçuş esnasında patladı. Bulgar pilotlar aynı kazayı yaşamak istemiyorlar.
Durum ortadadır. NATO üyesi bir balkan ülkesi olan Bulgaristan askeri hava gücü “teknik”, “politik”  veya “sağlık” ya da “ruhsal” sorunlar nedeniyle olabilir fakat savaşa girmeden karaya indirilmiş ve felce uğratılmıştır. Savaşmadan pes etmiş ve hurdalık olmuş bir askeri üssü anlatmaya çalıştık.
****
Bu konuda Bulgar basınında birçok derin analiz yazısı çıktı.  Bulgaristan’da silahlanma konusunda önemli uzmanlardan biri olan, Atlantik Konseyi üyesi ve uluslar arası güvenlik bilir kişisi Mihail Naydenov “Bizim yeniden silahlanmamız gerek,” bu işler eski Sovyet askeri teknik araçlarını “yamamakla” olmayacak, dedi ve “Polonya ve Romanya NATO’da öncü, Bulgaristan ise eski Varşova Antlaşması tekniğiyle gösteri yapıyoruz”  başlıklı yazısında şöyle dedi:
“Bulgaristan 13 yıldan beri NATO üyesidir. Ordusu modernleştirilmemiştir. (Varşova Paktı zamanında Bulgar Ordusunda 120 bin asker vardı. Şimdi 30 bin asker var) Durumu kritiktir. Eskiden Varşova Antlaşması’nda birlikte üye olduğumuz ülkelerle kıyaslandığında Bulgaristan’ın son durumu nedir?  Son 27 yılda açık ara Bulgaristan’ın önüne geçen ülkeler hangileridir?
NATO ve Avrupa Birliği olan ve son yıllarda silahlanma alanında önemli ilerleme kaydeden iki ülke var. Polonya ve Romanya.
Savunmasına özellikle büyük önem veren Polonya NATO bünyesinde yeniden silahlanmada birinci sıradadır. Rusya’nın Kırım’ı gayrı meşru yollardan ilhak etmesine, Ukrayna’nın istikrarlaştırılması için sürdürdüğü sibrit savaşa ve NATO devletlerine karşı sibrit saldırıların yoğunlaşmasına karşı Polonya silahlık güçlerini modernleştirme ve güçlendirme programı kabul etti. Polonya NATO içinde Doğu Avrupa devletlerini etrafında toplamaya ve birleştirici merkez olmaya doğru adımlıyor.
Polonya Gayrı Safi Milli Hâsılatının (GSMH)  % 2’sini savunma ihtiyaçları için ayıran 5 NATO devletinden biridir. Ülke 2030 yılına kadar GSMH’ından silahlanmaya ayırdığı payı 2030’a kadar % 2.5’e arttırmayı düşünüyor. Bunu yaparsa Polonya Birleşik Amerika’dan sonra NATO üyeleri arasında silahlanmaya en fazla para ayıran ülke olacaktır.
Şu dönem Polonya ABD “Raytheon” şirketinden, 7.6 milyar US Dolar ödeyerek,  “Patriot” tipi 8  son model savunma ve füze savar sistem satın alıyor. Askeri filosuna yeni 100 savaş uçağı katıyor ve Rusya üretimi “Mig 29” ve “Cu -22” tipi Rus jetlerini F-35 savaş uçakları7yla değiştiriyor. Varşova askeri hava üssünde artık 36 adet “F-16” savaş uçağı var.
Bu yeni donanım, 2016 yılında ilan edilen ve toplam değeri 14.5 milyar US Dolar olan askersel modernleşmeden birkaç örnektir.
Polonya ordusunda hali hazırda 100 bin profesyonel asker var. Sayıları 150 bine çıkarılırken, bu rakama 50 bin gönüllü de ekleniyor.  Polonya Ordusu görevlilerinin aldığı ücret ülkedeki ücret ortalamasından yüksektir. Bundan 3 yıl önce Polonya’da orduya alınan erin birinci maaşı 600 Euro idi.
Romanya da ordusunu modernleştirmeye önem veriyor. Silahlarını NATO standartlarına uygun duruma getiriyor. ABD şirketlerinden “General Dinamıks” ile zırhlı araç sözleşmesi imzaladı. Romanya’nın en büyük askeri şirketi “Romarm” ile imzalanan bir askeri anlaşmaya dayanarak birlikte üretim yapılacak.  Kadro eğitimi Amerika’da yapılacak.  General Dinamıks Romansa savaş sanayinde yat6ırım yapılacak.
Romanyabir yandan yeni silahlarla silahlanırken, aynı zamanda eski
İ Sovyet silahlarını hurdaya çıkarıyor. Romanya artık bir filo “F 16” satın aldı ve daha 36 adet aynı uçaklardan sipariş vermiştir.  İlk 12 uçağı Portekiz’den alan Romanya, yeni uçakları ABD fabrikasına sipariş etmiştir. Bu sene Romanya uçakları “F-16” uçuş esnasında amerikan “KC -135” uçaklarından yakıt aldı. Böylece Romanya’nın dış ülkelerde de askeri operasyonlar için hazırlık gördüğü anlaşılmış oldu.
Romanya’nın askeri hava güçlerini modernleştirme çabalarına İngiltere de katılıyor.  “Mihail Kogılniçanu” askeri hava üssünde 4 adet İngiliz “Tayfun” savaş uçağı hizmet sunuyor.
Romanya hava sahasında Kanada jetleri de nöbet uçuşu yapıyor.
Romanya’da çok uluslu NATO birlikleri de konuşlandırılmıştır. “Krayova” üssünde görev yapan 4 bin askeri personelden 900’ü Amerikalıdır.
***
Aynı dönemde Bulgaristan’da GSMH’nın % 20’inin askeri fabrikalar sağlıyor. Henüz kendi ordusunu modernleştirmeye başlamayan Bulgaristan Yakın Doğu ve başka bölgelere silah satıyor. Bulgar askeri sanayi tesislerinden “Dunarit” fabrikasının batak bankacı Vasilev’in olduğunun anlaşılması 2017’de askeri üretimde çalışan işçileri grev, boykot ve gösterilere teşvik etti. NATO siparişleriyle çalışan Kazanlık, Panagürişte ve Loveç kentlerindeki askeri fabrikaların arasın üretim sağlıyor. Halep düşerken ele geçirilen Bulgaristan Sopot şehri askeri tesislerinde üretilmiş mühimmatın, 10 yıl sürecek bir savaş için yetecek miktarda olduğunu gazeteler yazdı.
Anlaşılan Bulgar ordusundaki olaya “iri fareler” olarak tarif edilen kıdemli pilotların “manevi yorgunluğu” ile noktalanmıyor. Bulgaristan NATO içinde de her bakıma metal yorgunluğu yaşıyor. Güvenliğin yalnız “Türkiye sınırına tel örgü çekmek” olmadığını da herkes görebildi.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Musa Vatansever

İstif ve Seçim

Konu:   Bulgaristan Sosyalist Partisi 49. Kurultayını yaptı.
             Boyko Borisov hükümeti çözülmeye başladı.
Azınlıkların kolektif hakları tanınmadan huzur sağlanamaz.
             BSP ve HÖH gensoru hazırlıklarına başladı.
Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) hiç beklenmedik bir anda Kurultay topladı. Milli Kültür Evine toplanan 5 bin delege, BSP Genel Başkanı Kurnelya Ninovayı dikkatle dinledi. Ninova konuşmasında, Boyko Borisov hükümetlerinin 2009’dan bir Bulgaristan halkını soyduğunu, 400 bin kişinin işsiz olduğunu, 2.2 (iki milyon iki yüz bin) vatandaşın da fakirliğin sefalet sınırının dibinde yaşadığını, ilaç alamayan yaşlıların patır patır döküldüğünü ve 2016’da 50 bin kişinin zamansız öldüğünü söyledi.
Başkan Ninova ilgiyle dinlenen konuşmasında, Sosyalist Parti meclis grubunun “gensoru” vermeye hazırlandığını, Bulgaristan’ın Avrupa Vatandaşları (GERB) partisi ve yeni aşırı milliyetçi, faşist partilerle ortak iktidarının mutlaka “istifaya” zorlanarak, “erken seçime” gidilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.
Partinin başkan yardımcılarından Kiril Dobrev, GER partisinin uzun kolunun Sosyalist Parti içinde nifak sokmaya çalıştığına işaretle, yapılan son Tüzük değişikleriyle BSP’nın bir  “lider partisi” olduğunu ve parti liderinin Kurnelya Ninova olduğunu açıkladı.
BSP Başkan Yardımcısı Denitsa Zlateva’nın verdiği demeçte, “gensoru” gerekçesinin ülkenin dört bir yanı, bütün belediyelerini felç eden “rüşvetçilik” olacağını açıklarken.  Haskovo ve Stara Zagora illerinde belediyelerin hısım akraba atamalarıyla “felce uğratıldığını”  ülkenin her yanından çok büyük sayıda delil topladıklarını, hepsini yokladıklarını ve açıklayacaklarını bildirdi. Özellikle belediye ihaleleriyle ilgili BSP derin gazeteci araştırması yaptırmış ve olayları oltaya takılmış başlık gibi sosyal bataklıktan birer birer çıkarıyor.  Basında çıkan analiz yazılarında, Bulgaristan’da belediye bütçelerine aktarılan paralardan 15-16 milyar levanın rüşvet çarkıyla oligarşi ve mafyaya aktığına işaret edildi.
Denitsa Zlateva, demecinde, 49. Kurultay raporunda işlenen ana dış konunun Avrupa Birliği’nin geleceği ve Bulgaristan’ın AB Konsey Donem Başkanlığı olduğunu da vurgularken, AB içindeki son durumla ilgili elektronik basında şöyle rakamlar yayınlandı.
Dış ülkelerdeki 2.5 (iki buçuk milyon) Bulgaristan vatandaşıyla ilgili yeni olan durum şudur. AB ülkelerinde sosyal yardımla yaşayan büyük sayıda vatandaşın kışa girerken Vidin ve Stara Zagora illerine geri döndüğü ve  2017’de eve dönme eğilimi baş gösterdiği dikkati çekiyor. AB ülkelerin son 3 yıl boyunca sosyal yardımla yaşayan (ortalama ayda 600 Euro) bu vatandaşlar otobüse bindirilip geri gönderiliyor. Geri gönderilere Kasım ayında açılacak olana barınaksız kamplarında ve yerleşkelerde yer gösterilmeyeceği bildirilmiş ve sosyal yardımları kesilmiştir.  Aynı zamanda onlar AB dışı ülkelerden gelen (Yakın Doğu ve Afrika) sığınmacı ve göçmenlerle aynı muameleyi görüyorlar. AB üyesi bir ülkeden gelmiş olmak İş ve İşçi Bulgaristan Kurumlarında da ayrıcalık olarak kabul edilmiyor.
5 partili Sofya meclisinde sosyalist partinin “gensoru” siyasetini destekleyecek partilerin başında, 12 milletvekili olan ve iş adamı Mareşki tarafından yönetilen İrade Partisi (Volya) partisi geliyor. Bu partinin başkanı Bulgaristan’ın bir Başkan Cumhuriyeti’ne dönüşmesini istedi. Bunun için önce 4. Anayasanın değiştirilmesi ve ülkenin “parlamenter cumhuriyetten”  “Başkan Cumhuriyeti” düzenine geçmesinin yasallaşması gerekmektedir.
Geçen ay açıklanan  “Borisov için 400 kilo sucuk” olayı Başbakan Borisovu isitfaya zorlayamadı. O, “ben sucuk yemiyorum” diyerek paçayı kurtardı.
Ardından Haskovo’da Delyan Dobrev “ruşvet mafyası” olayı iktidar partisini sarstı. Başbakan milletvekili D. Dobrev’e “istifa et” dese de, GERB’in meclis grubu Dobrev’i kurtardı. Fakat aynı çatışmada GERB meclis grubu başka bir kıymetli milletvekili olan Anton Todorov’u yitirdi.
Birkaç gün geçer geçmez Sağlık Bakanı Nikolay Petrov’un  damadına ait, mahkeme tescili olmayan, KDV numarası olmaya ve ulusal sicil numarası da olmayan, ayrıca tamamen sahte bir şirket olduğu açıklanan “Ortopedya İnpeks” LTD firmasına ihale dışı 1.6 (bir milyon altı yüz bin) milyon leva havale çıkardığı gün ışığına çıkarıldı. İrili ufaklı rüşvet dizisinden bu olay kamuoyunda çok sert tepki uyandırmadı. Sağlık Bakanı General Nikolay Petrov 30.10.2017 günü Başbakana istifasını sundu. Bu olayı Bulgaristan Baş Savcılığın bildiği ve dava açmadığı yayılan haberler arasındadır. Vatandaşlar “bu hırsızlarla başa çıkılmaz” dese de, 3. Borisov hükumetinde artık 2 milletvekili ve bir bakan kurban edildi. Bu konuda “rüşvetle mücadele” toplumsal sefaletten kurtuluş yolu olarak görünüyor.
Kapı açıldı.
Birinci Borisov hükümetinde 4 Sağlık Bakanı istifaya zorlanmıştı. Birinci istifa eden, bakanlığa bir ilacın dış alımında 2.5 milyon zarar ettiren,  Bakan Bojidar Nanev olmuştu.
İkinci Borisov hükümetinin sağlık bakanı GERB partisinden değil. Hükümet ortağı Reformcu Blok (RB) grubundandı ve Dr. Petır Moskov 16 Kasım 2016’ya kadar görevinde kaldı.
Üçüncü Borisov hükümeti 44. halk meclisinde 4 Mayıs 2017’de güvenoyu aldı. General Dr. Nikolay Petrov GER-RB kadrosudur. Görevde ancak 6 ay kalabildi.
Önemle kaydetmek gerekir ki, Borisov’un hükümetleri şimdiye kadar 4 yıllık süreyi çıkaramamış. Her defasında istifa etmek zorunda kalmıştır.
Bu gelişmeler son 1 yılda BSP içinde yapılan değişikliklerden, yaşlı sosyalistlerin kenara itilerek, yerlerine genç kuşaktan seçilen kadroların taşınması ve onlara iktidar asansörüyle yükselme vaat edilmesi, sosyalistlerle – gerpçilerin arasındaki çelişkileri çok kızıştırdı. Yaşlı sosyalistler Borisov ve çevresi ile “uzlaşma” isterken, gençler “devrimci dönüşüm” çizgisinde ilerliyor. 3. Borisov hükumetine karşı ilk “gensorunun” 2018 baharında verileceği, o zamana kadar iktidara huzurlu gün yaratılmayacağı ilan edilmiş oldu. Bu arada Mustafa Karadayı 1 Kasım 2017 günü meclis kolisinde verdiği demeçte, sosyalist parti meclis grubuyla “gensoru” hazırlıkları ve konusunun yalnız “ruşvet” değil de biraz daha geniş tutulmasına ilişkin temaslara başladıklarını, ilk görüşmelerden sonra grup çalışmaları yürüteceklerini bildirdi.
HÖH partisinin tutumu
Son haftalarda Hak ve Özgürlükler Partisi (DPS) Genel Başkanı Mustafa Karadayı birkaç defa olmak üzere, “faşist” olarak nitelenen Başbakan Yardımcısı, aşırı milliyetçi Valentin Stoyanov’un hemen istifa etmesini, o istifasını sunmazsa  “Borisov hükümetinin istifasını” istiyor. Bilindiği üzere V. Stoyanıov Bakanlar Kurulu’na bağlı Etnik Azınlıklar be Nüfus Komisyonu başkanıdır. Onun etnik azınlıklara karşı saldırıları sert tepkiler uyandırmaya ve protestolara neden oluyor.  Çingene Bayanlara hitaben “kösnük köpekler” diye hitap etmesi mahkemeye düştü. Faşist davayı kaybetti. Ceza aldı.  “Rüşvet” örnekleriyle gerekçelendirilmiş bir “gensorunun” meclisten geçip geçmeyeceği kamuoyunda henüz tartışmaya açılmadı.
Karadayı’nın bir gerçeği kabul etmesi ve arabayı yokuşa sürmekten vaz geçmesi gerekiyor. Çünkü şimdi açıklamak istediğim husus değişmeden, 20 adet Simyonov, Karakaçanov, Siderov ve Cambazki gibi “Türk düşmanlığında yeminli aşırı milliyetçiler” değişse de gerçek yani Türklerin ve diğer azınlıkların durumu değişmeyecektir.
Gerçekse şudur: Bulgaristan anayasası azınlıklara yalnız “kişisel haklar”  sözde tanıyor. Bizim mücadelemizi hak ve özgürlük yani “kolektif haklarımız” için verdik. Ahmet Doğan “kolektif haklarımızı gasp etti ve tanınmasını engelledi.” HÖH milletvekilleri 1991 Anayasasını bu nedenle imzalamadılar. Anayasanın değişmesi be kolektif haklarımızın tanınması gerekir. Bu bakıma Bulgaristan Avrupa Birliği ülkelerinden farklıdır. Bütün Avrupa ülkelerinde etnik azınlıkların kolektif hakları tanınmıştır yani “kültürel otonomi” hakları tanınmıştır.
1947–1957 yılları arasında biz de haklarımızı elde edebilmiştik. 1989 Nisan Ayaklanması mitinglerinde yükseltilen sloganlarda 1950 haklarımızın iade edilmesi yani “kültürel otonomi” istenmiştir. Kişisel haklarımızla birlikte kolektif haklarımız için de şehit verdik. 500 bin kişi sınırdan Türkiye’ye geçtik ve kolektif haklarımızın tanınmasını bekliyoruz. 1989 Aralığında isimlerimizin ve ibadet haklarımızın iadesi “kişisel haklarımızın iadesidir”. Yola devam! Karadayı oy istiyorsa söylevini değiştirmelidir. Bulgaristan Türkleri tortu yemiyor!
Yeni durumun özelliği şudur:
Rüşvet” ile mücadelede HÖH partisi Sosyalistlerin yanında yer almıyor. HÖH meclis grubu,  7.2 (yedi milyar iki yüz milyon) levası çalınan ve çöken Bulgaristan Kooperatif Ticaret Bankası (BTK) banka soygunu konusunda ikinci defa “meclis araştırması öngören” bir yasa tasarısı sundu.
Bu yanlış bir yoldur. Bir defa çalınan paranın 3.5 (üç buçuk) milyonunun gerçek sahiplerine geri ödenmesi yasasına oy verildi. Borisov ile Doğan birlik oldular ve halk susturuldu. Şimdi ise hırsızların (banka soyguncularının” ellerini yıkamasına ve son izlerin de silinmesine yardım ediliyor. Milletvekili av. Hamit Hamit’in bu yasa önerisini hazırlayanlardan biri olmasına akıl erdirebilmek zordur. Bu yasa önerisini hazırlayanlardan birisinin Rusya oligarşisinin Bulgaristan’daki baş temsilcisi Delyan Peevski ve ikinci kişinin de kumarhane oynatıcı Yordan Tsonev olduğunu düşünüldüğünde, ipe un serildiği hemen anlaşılıyor. Bu gelişmeler HÖH – lider takımının halkın gözüne kül attığına, Borisov ile Doğan arasında gizli ilişki olduğuna kanıttır.
Basın “saray” ile GERB hükümeti arasında gizli ilişkiler olduğunu yazıyor ve “saray oligarşisinin” bu hükümette iyi temsil edildiğine işaret ediliyor.
Kısacası, HÖH partisinin “Yurtsever Cephe” adı ardına gizlenen üç aşırı milliyetçi, Türk düşmanı, azınlıklar düşmanı siyasi partiyle mücadele etmesi, ancak ve yalnız faşistlerin yararınadır. Bu partiler HÖH’e ve azınlıklara, Türk kimliğimize saldırmak ve bizi bitirmek için kurulmuştur ve Bulgaristan koşullarında bu bir yan çelişkidir. Ana konudan kaçmaktır. İnsanlarımız aç bırakılmıştır, kör cahillik ortamında boğulmak istiyor, bu çöküşten ancak birlik ve beraberlik içinde ve kolektif haklarımızı isteyerek çıkabiliriz.
DOST partisinin tavrı:
Etnik azınlıklar tarafından lanetlenen ve adalet önünde yargılanan bir faşistin Başbakan Yardımcısı olamayacağı tezi öne sürülerek, V. Stoyanov’un istifasını isteyenler giderek artıyor. Parlamento dışı muhalefetten olan Demokrasi için Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü Partisi (DOST) da geçen hafta Filibe (Plovdiv) şehrinde topladığı ulusal kurultayında Stoyanov’un istifasını istedi. Ardından Parti BaşkanıLütfi Mestan, Arnavutlukta’ki 50 bin kişilik Bulgar etnik azınlığa “etnik azınlık” hakları tanınmasını vesile bilerek, Bulgaristan etnik azınlıkları için de “etnik azınlık” istedi. Bu arabayı yokuşa sürmektir. Bizim önce “kolektif haklarımızı” ve ilk gerçek adım olarak da “kültürel otonomi” haklarımızı elde etmemiz gerekir.
Kolektif hakları tanınmayan bir halk topluluğuna “etnik azınlık hakkı” elde etmesi hele bugünkü koşullarda zor olur. Anayasanın değiştirilmesi ve “tek uluslu” devlet yerine “çok etnikli /uluslu/, çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü Bulgar devleti” tanımının işlenmesi gerekmektedir.
Çünkü bu gidişle ülkemizde etnikler nüfusta çoğunluk oluyor. Bulgarlar etnik azınlık durumuna düşüyor. Tüm Müslümanları cahil bırakmalarının sebebi, onların arasında iş yapacak kadro yok, deyip iktidarda kalma gayretidir. Bunu farklı anlamak ve yorumlamak yanlış olur. Bu yol bu yönde yürünmezse pirincin taşını ayıklayamayız.
” “İstifa” diyen “Evet-Bulgaristan” partisi ve diğer muhalefet güçleri de sesini duyuruyor.
Seçim gecesi yapılan büyük sahtekârlık.
Kurultay ile ilgili basında çıkan yorumlarda, GERB partisinin 26 Mart 2017 seçimlerini sahtekârlık yaparak kazandığını iddia edildi. Ortaya çıkan yeni verilerde durum şöyledir:
  • Ulusal İstatistik Enstitüsü (UİE) hesabından açıklanan şu rakamları yorumluyor. UİE Bulgaristan nüfusunu 7 364 570 (yedi milyon üç yüz seksen dört bin beş yüz yetmiş) kişi olarak açıkladı. Aynı kaynak Bulgaristan’da ortalama ömür uzunluğunu 74.7 yıl olarak veriyor. Yine UİE verilerine göre, seçmen sayısını da toplam 5 569 975 kişi olarak açıkladı.
  • Bulgaristan Yüksek Seçim Kurumu (YSK) resmi açıklamasına göre seçmen sayısı 6 004 358 kişidir. 26 Mart’ta im atıp oy veren vatandaş sayısı (imzaların toplam sayısına göre) 3 682 151 seçmendir. Yani oy hakkı olan vatandaşlardan ancak  % 65.87’si oy kullanmıştır. Oysa seçim gecesi Merkez Seçim Komisyonu tarafından açıklandığı üzere, oy hakkı olan vatandaşların ancak % 52’si oy kullanmıştı.  Yani seçim gecesi bu rakam %  14 büyümüş ve % 65.87 olmuştur.
Bu sahtekarlık Boyko Borisov’un seçimi kazanamadığına, bir suçlu olduğuna ve hakkında dava açmayan savcılığın kendisini koruduğuna kesin kanıttır. Seçim sonuçları sahteleştirilmiştir. Ulusal İstatistik Enstitüsü ve Yüksek Seçim Kurulu rakamlarında yer değiştirip halkımız aldatılmıştır.
Bulgaristan’da sosyal gerginlik tırmanıyor:
BSP sözcüsü, milletvekili Jelü Boyçev, “ 49. Kurultay’dan sonra yaptığı açıklamada,  Bulgaristan Sosyalist Partisi “gensoru” taktiğini oluşturma ve mecliste müttefik arama dönemine girmiştir. 49. forum BSP seçeneklerini göstermek için çağrılmıştı. Parti Kurultaydan daha güçlü çıktı.  Bulgaristan’ın başka bir yolu da olduğunu göstermeye çalıştık ve gösterdik.” Dedi.
BSP ile GERB partisi arasında kızışan tartışmalarda, etnik azınlıkların durumu göz ardı ediliyor. Hatta gündeme getirilmek istenmiyor. GETO-mahallelere kapanmış büyük kitleden söz eden yok. İşsizlere sosyal yardımları arttırma konusu da açılmıyor. Temmuz-Eylül (2017) aylarında Stanimaka’da (Asenovgrat) ayaklanan aşırı milliyetçi, şoven, faşist kitlenin isteklerine uyan GERB-Faşizan Milliyetçi iktidar mahalle içine polis karakolu kurduruyor. Bu iktidarın azınlıklarla sorunların çözümünü yalnız polis ve elleri sopalı faşist sürüleri kışkırtmakta görmesi dikkat çekiyor. Dipsiz cebini doldurmaktan başka derdi olmayan Faşizan iktidar çevreleri,  Plovdiv “Grav İgnatievo” da “uçuşları boykot eden” ve “eskimiş askeri jetlerle uçmak istemeyen” pilotlara “iri fareler” deyen Savunma Bakanı aşırı milliyetçi, VMRO – İç Makedon Devrim Hareketi başkanı Kr. Karakaçanov sert tepki topluyor. Aslında “rüşvetle” mücadele günümüz Bulgaristan’da adalet yolunda ana kavga olarak gösterilirken, demokrasi kavgasının özünde “kolektif etnik hakların tanınması” bulunuyor. Azınlık hakları tanınmadan ne BSP ne de GERB Bulgaristan’da huzur sağlayamaz.
Ekonomik haklar için verilen kavga:
27 Ekim’de ülkenin dört bir yanından Sofya’ya toplanan ve Başbakanlık önünde gösteri yapan 8 bin emekçi maaşlarına 100 leva (50 Euro) zam istedi. 2018 bütçesiyle asgari ücreti 520 leva (260 Euro) yükseleceğini açıklasa da, Bulgar hükümeti bu paranın Batı Avrupa ülkelerinde işsizlere verilen sosyal yardımlardan 3 defa daha az olduğunu dikkate almak istemiyor. 2017 gücünün ilk sağanak yağmurlarıyla Burgaz ilinde 7 barajın patlaması ve 10 köyün su altında kalması kamuoyunun tepkilerini arttırdı. Aynı belediye ve muhtarlıkları idare eden Faşist aşırı milliyetçilerin, işine bakmadığı, köylülerin güvenliğine ilgi gösterilmediği, hayvanlarını su götüren, evleri yıkılan ailelere sadece 320 leva (160 Euro) yardım dağıtılarak olayların kapatılması geniş kitleleri hareketlendirdi.  26 Martta bu iktidar partilerine oy veren ama hiç bir şey elde etmeyen kitleler hareketleniyor. Ekonomik ve sosyal haklar ve edinimler uğuruna yürütülen mücadele henüz siyasi nitelik kazanmamıştır.

Rafet Ulutürk